English

ŞİRKETTEN TAHSİL EDİLEMEYEN AMME ALACAĞI İÇİN TAKİP AŞAMASININ ÖNCELİK SIRASI

Sirküler No: 2358

5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 2 inci maddesinde sermaye şirketleri; Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulmuş olan anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler ile benzer nitelikteki yabancı kurumlar olarak tanımlanmıştır.

Yine, Türk Ticaret Kanununa göre anonim şirket yönetim kurulu tarafından yönetilir.

Anonim şirketin kanuni temsilcisi idare meclisi, bir diğer ifade ile yönetim kuruludur.

Yukarıda sayılan kanuni temsilcilerin ödevlerine 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10’uncu maddesinde; tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların Vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı, temsilciler veya teşekkülü idare edenlerin bu suretle ödedikleri vergiler için asıl mükelleflere rücu edebilecekleri hükmüne yer verilmiş bulunmaktadır.

6183 Sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35 inci maddesinde ise; limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibat yapılır.

Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden müteselsilen sorumluluğu bulunmaktadır.

Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu olmaktadırlar.

Amme alacağının anonim şirket tüzel kişiliğin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde öncelikle şirket ana sözleşmesinin ve ticaret sicili kayıtlarının tetkikinde, temsil yetkisinin aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olan murahhas bir veya birkaç üyeye veya müdür olarak üçüncü kişilere bırakılmış olup olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.

Şirketi temsil salahiyetinin murahhas üye veya üyeler ile müdür olarak üçüncü kişilere bırakıldığının anlaşılması halinde amme alacağının bunların mal varlıklarının takip ve tahsil yoluna gidilmesi gerekir.

Buna rağmen amme alacağı tahsil edilememiş olması durumunda tüzel kişiliğin yönetimde bulunan tüm üyelerin müşterek ve müteselsil sorumlulukları dikkate alınarak yönetim kurulu üyelerinin şahsi malvarlıklarından takip ve tahsil işlemine başlanır.

Yukarıdaki kanun hükümlerinin birbirinden bağımsız olarak, yönetim kurulu üyeleri ve limited şirket ortakları için farklı takip usulleri öngörülmüştür. Yönetim kurulu üyeleri ve limited şirket ortaklarının takibinde, vergi borcunun öncelikle şirket tüzel kişiliğinden tahsil yoluna gidilmesi  her iki kanunun birbirine paralel hükümleri olup, borcun tahsilinin mümkün olmaması halinde ise kanuni temsilci veya ortak arasında bir öncelik sırası öngörülmemiştir.

Danıştay 4 üncü Daire Başkanlığının 20/02/2017 tarih ve Esas 201/7863, Karar2017/1737 sayılı bu konu hakkındaki kararı; amme alacağına karşılık şirketin tüm mal varlıklarının araştırılması, mal varlığının bulunmadığının tespiti halinde limited şirket ortaklarının hisseleri nispetinde sorumlu olacağından, şirketin mükellefiyeti bulunan vergi dairesine, gerekli araştırma yapılmadan ortaklar adına düzenlenen ödeme emrinin iptaline karar veren mahkeme kararını aynı gerekçelerle onanmış bulunmaktadır.

Bilgilerinize sunarız.

Ş.A. Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş.

PDF olarak görüntülemek için tıklayınız.