English

ŞİRKETİN ORTAKLARA YAPACAĞI GARANTÖRLÜK KOMİSYONU ÖDEMELERİNİN VERGİLENDİRİLMESİ VE BELGE DÜZENİ

Sirküler No: 2755

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Mükellef   Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğünün 23/03/2015 tarih ve 11395140-019.01-505 sayılı özelgesinde;

Ticari faaliyetinizi sürdürmek için zaman zaman yurt içindeki bankalardan çeşitli adlar altında kredi ve banka teminat mektubu aldığınızı; ancak, mali verilerin yetersizliği nedeniyle teminat mektubu veya kredi tutarlarının ihtiyacı karşılamayacak kadar düşük olduğu durumlarda ortakların bankaya teminat veya kişisel itibar ve ilişkilerinin garantisini sunması ile istenilen tutarlarda kredi veya banka teminat mektubu alabildiğinizi belirterek, kurum ortaklarının kefaleti veya garantörlüğü karşılığı kurumunuza kullandırılan kredi veya alınan teminat mektupları ile çek tutarları üzerinden %2 veya %3 oranında ortaklara ödenen komisyonun tevkifata tabi olup olmadığı ile safi kazancın tespitinde indirim konusu yapılıp yapılamayacağı, garantörlük komisyonunun katma değer vergisine tabi olup olmadığı ve belge düzeni hususlarında görüş talep edilmektedir.

Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunları Yönünden;

Kurumlar vergisi, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safî kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safî kurum kazancının tespitinde ise, Gelir Vergisi Kanunu’nun ticarî kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

Gelir Vergisi Kanunun 40 ıncı maddesinde ise safi kurum kazancının tespit edilmesi sırasında indirilecek giderler sayılmış olup, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin safi kazancın tespitinde indirim konusu yapılacağı hükme bağlanmıştır.

Kanununun 82 nci maddesinde arızî olarak ticarî muamelelerin icrasından veya bu nitelikteki muamelelere tavassuttan elde edilen kazançlar vergiye tabi arızi kazançlar arasında sayılmıştır.

Buna göre, kefalet veya garantörlükleri karşılığı kurumunuza kullandırılan kredi veya teminat mektupları ile çek tutarları üzerinden %2 veya %3 oranında komisyon geliri elde eden kurum ortaklarının bu faaliyetinin ticari organizasyon içerisinde devamlılık arz edecek şekilde yapılması durumunda ticari faaliyet olarak değerlendirilmesi ve ortaklarca elde edilen komisyon tutarlarının Gelir Vergisi Kanununun ticari kazançlara ilişkin hükümleri çerçevesinde beyan yoluyla vergilendirilmesi gerekmektedir.

Söz konusu faaliyetin ticari organizasyon içerisinde devamlılık arz etmeyecek şekilde yapılması durumunda elde edilecek kazanç ise “arızi ticari kazanç” hükümlerine göre vergilendirilecek olup, bu kazancın kanun hükümleri çerçevesinde yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmesi gerekmektedir.

Diğer taraftan, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 12 nci maddesinde;

Kurumların, ortaklarından veya ortaklarla ilişkili olan kişilerden doğrudan veya dolaylı olarak temin ederek işletmede kullandıkları borçların, hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşan kısmı, ilgili hesap dönemi için örtülü sermaye sayılacağı belirtilmiş olmakla birlikte,

-Kurumların ortaklarının veya ortaklarla ilişkili kişilerin sağladığı gayrinakdî teminatlar karşılığında üçüncü kişilerden yapılan borçlanmalar,

-Kurumların iştiraklerinin, ortaklarının veya ortaklarla ilişkili kişilerin, banka ve finans kurumlarından ya da sermaye piyasalarından temin ederek aynı şartlarla kısmen veya tamamen kullandırdığı borçlanmalar, örtülü sermaye sayılmaz.

Hükümleri yer almaktadır.

Kurum ortaklarının kefaletiyle bankalardan kullanılan çeşitli adlardaki kredi, alınan banka teminat mektupları ile ortakların garantör oldukları alınan veya verilen çekler üzerinden %2 veya %3 oranında hesaplanan ve “garantörlük komisyonu” olarak adlandırılan bedelin, kurumunuzca ödenmesi ve bu ödemelerin belgelendirilmesi halinde, bu ödemelerin Gelir Vergisi Kanunu’nun 40 ıncı maddesine göre gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.

Üçüncü kişilerden sağlanan borçların nakdi teminata dayanması halinde Kurumlar Vergisi Kanununun 12 nci maddesi hükümlerine göre örtülü sermaye sayılacak olup buna isabet eden faiz, kur farkı ve benzeri giderlerin kurum kazancının tespitinde dikkate alınamayacağı tabiidir.

Katma Değer Vergisi Kanunu Yönünden;

Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu, faaliyetinin devamlılığı, kapsamı ve niteliğinin Gelir Vergisi Kanunu hükümlerine göre açıklık bulunmadığı hallerde, Türk Ticaret Kanunu ve diğer ilgili mevzuat hükümlerine göre tayin ve tespit edileceği hüküm altına alınmıştır.

Buna göre, şirketinizin kredi ve banka teminat mektubu taleplerini karşılayabilmek için ortaklarından kefalet veya garantörlük sağlaması karşılığında, kuruma kullandırılan kredi veya alınan teminat mektupları ile çek tutarları üzerinden %2 veya %3 oranında ortaklarına ödediği komisyon tutarları; devamlılık arz eden bir  faaliyet söz konusu olmadığında söz konusu komisyon kazançlarının arızi kazanç olarak değerlendirilmesi gerekmekte olup bu durumda ortaklara arızi olarak yapılan komisyon ödemeleri KDV nin konusuna girmemektedir.

Vergi Usul Kanunu Yönünden;

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 234 üncü maddesinde gider pusulası; yaptırdıkları işler veya onlardan satın aldıkları emtia için tanzim edip işi yapana veya emtiayı satana imza ettirecekleri gider pusulası vergiden muaf esnaf tarafından verilmiş fatura hükmündedir.

Bu itibarla, ortaklarınızın kefaleti veya garantörlüğü karşılığı Kurumunuza sağlanan kredi veya teminat mektupları ile çek tutarları üzerinden belli oranlarda ortaklarınıza ödenecek garantörlük komisyonları için gider pusulası düzenlenmesi gerekmektedir.

Açıklamalarına yer verilmiştir.

Bilgilerinize sunarız.

Ş.A. Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş.

PDF olarak görüntülemek için tıklayınız.