English

Önemli mali konular

Müşavirliğini yaptığımız şirketlerden mali konularda devamlı sorular gelmektedir. Bu sayımızda bunların arasından önemli olan birkaçını da sizlerle paylaşmak istedim.

İŞYERİ EĞİTİM HARCAMALARININ GİDER KABUL EDİLİP EDİLMEMESİ:

Şirketler, çeşitli nedenlerle çalışanlarına farklı alanlarda eğitim aldırmaktadırlar. Alınan eğitimlerin gider yazılıp yazılmayacağı hususu bu sirkümüzün konusunu oluşturmaktadır.

Bilindiği üzere, Gelir Vergisi Kanunu’nun 40. maddesinin 1. bendinde, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin, gayrisafi kazançtan indirilebileceği hükme bağlanmıştır.

Madde metninden de anlaşılacağı üzere, eğitim hizmeti kapsamında yapılan harcamaların, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılması, harcama ile şirketin faaliyet konusu arasında güçlü bir illiyet bağının bulunması, ayrıca işin önemi ölçüsünde yapılmış olması durumunda gider olarak kabul edilmesi mümkün bulunmaktadır.

Örnek vermek gerekirse;

– İşletmenin üretim ünitesine alınan yeni makinelerin çalıştırılması ve işletilmesi için, bu konuda personele aldırılacak eğitim harcaması,

– İşletmenin ihracat departmanında çalışan personeline aldıracağı yabancı dil eğitimi harcaması,

– İşletmenin muhasebe departmanında çalışanlarına aldıracağı Türk Ticaret Kanunu ile Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarına ilişkin eğitim harcaması,

– İşletmenin satış bölümünde görevli çalışanlarına aldıracağı pazarlama satış teknikleri için yapılan eğitim harcamasının gider olarak dikkate alınması mümkündür.

Diğer taraftan, şirket çalışanlarına şirketin ticari faaliyetiyle hiç ilgisi olmayan spor, müzik, bireysel gelişim ve benzeri niteliklerde aldırılan eğitimler için yapılan harcamalar ek ücret kabul edildiğinden vergilendirilerek gider yazılması gerekir.

 ŞAHIS VE BİREYSEL EMEKLİLİK SİGORTA PRİMLERİNİN SGK VE VERGİ KANUNLARI KARŞISINDA DURUMU:

1-) İşverence  Ödenen  Şahıs  Özel Sağlık Sigorta  Primi  ve  Bireysel  Emeklilik  Katkı  Paylarının Sosyal Sigorta Primine, Gelir ve Damga Vergisine Tabi Tutulması:

a) Şahıs Özel Sağlık Sigorta Primleri (SGK Açısından):

İşverenler tarafından ödenen ve aylık toplamı asgari ücretin %30’unu geçmeyen özel sağlık sigortası primleri ve bireysel emeklilik katkı payları prime esas kazanca dahil edilmeyecek, böylece söz konusu  ödemelerin  limitin  altında  kalan  kısımları  Sosyal Sigorta primine  tabi  tutulmayacaktır.  Limitin üstünde kalan fark tutar şahıs Özel Sağlık   sigorta   primi   ve   bireysel   emeklilik   katkı   payı   ödemeleri   ise  ek ücret   kabul  edilmek  suretiyle, brütleştirilerek  sigorta primine tabi tutulmalıdır.

b) Şahıs Özel Sağlık Sigorta Primleri (Vergi Açısından):

Ücretliye ait şahıs özel sağlık sigorta priminin işveren tarafından karşılanması durumunda, ödenen prim tutarı, çalışana verilmiş net ek ücret olarak kabul edilerek brüt tutarı ücretlinin gelir vergisi matrahına eklenmelidir. Ödenen prim tutarı vergi matrah (brüt ücretin % 5’i ve asgari ücretin yıllık tutarı aşmamak üzere) hesabında indirim konusu yapılmalıdır.

Şahıs özel sağlık sigorta primleri brüt ücretin %5’nin altında kalsa bile vergi dilimlerinin harici işlem yapmamak maksadıyla çalışanın normal aylık maaş bordrosuna eklenerek gelir vergisi ve damga vergisi kesintisine tabi tutulur.  Gelir Vergisi Kanununun 40 ncı maddesi 9 uncu bendinde bireysel emeklilik sisteminde ödenen katkı paylarının (limiti aşmayan) 63 ncü maddede bahsedilen şekilde ücret kabul edilmeden direkt gider yazılabileceği açıklanmıştır.  Diğer özel sağlık sigorta primlerine bu maddede yer verilmemiştir. Bu sebeple 61 nci maddeye göre özel sağlık sigortaları çalışana verilmiş diğer menfaat sayıldığı için brütleştirilerek maaş bordrosuna ilavesi gerekmektedir. Limitler dahilinde ödenen prim matrahtan düşülünce, brütleşmeden doğan fark vergi işverene gider olacaktır.

c) Bireysel Emeklilik Sigorta Primleri:

Gelir Vergisi Kanunu 40. maddesinin 9 numaralı bendinde yer alan hüküm işverenler tarafından ücretliler adına bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı paylarının, ücretlerle ilişkilendirmeksizin, ticari kazancın tespitinde gider olarak indirilmesine imkan tanımaktadır. Bu kapsamda indirim konusu yapılabilecek tutar, çalışanın elde ettiği ücretinin %10’nu ve yıllık bazda asgari ücretin yıllık tutarını aşmamalıdır. Oranlar aşıldığı takdirde  ödenen bireysel emeklilik tutarı net ücret kabul edilip,  yukarıda a-b  bölümlerde açıklandığı şekilde netten brüte gidilerek bordroya dahil edilmeli ve ödenen bireysel emeklilik prim tutarı ücret matrahının (Brüt ücretin % 10’u ve asgari ücretin yıllık tutarı kadarı) tespitinde indirim konusu yapılmalıdır.

Ücretlinin eş ve çocukları için yapılan şahıs sigorta primi ödemelerinin ticari kazancın elde edilmesinde direkt bir etkisi bulunmaması nedeniyle tamamı çalışana sağlanan bir menfaat olarak değerlendirilip yapılacak ödeme net ücret sayılmalı ve brütü bulunarak maaş bordrosuna dahil edilmelidir.  

2 – Çalışanlar Tarafından Ödenen Bireysel Emeklilik Katkı Payı ve Şahıs Sigorta Primlerinin Ücret Matrahından İndirimi:

Çalışanlar tarafından ödenen bireysel emeklilik katkı paylarının ücret matrahının tespitinde elde edilen ücretin % 10’ unu ve asgari ücretin yıllık tutarını aşmayan kısmı  indirim konusu yapılabilecektir.

Ücretli tarafından kendisine, eşine ve küçük çocukları (18 yaşını doldurmamış ve ücretli tarafından bakmakla yükümlü olunanlar)  adına ödenen hayat, ölüm, kaza, hastalık, sakatlık, işsizlik , analık, doğum ve tahsil gibi şahıs sigorta primleri ücretlinin, ödendiği ayda  elde edilen ücretin % 5’ini ve yıllık olarak asgari ücretin yıllık tutarını aşmamak üzere hizmet erbabının safi ücret tutarının belirlenmesi sırasında indirim konusu yapılabilecektir.

Bireysel emeklilik sistemi ile diğer şahıs sigortaları için ödenen primlerin birlikte olması halinde matrahtan indirim konusu yapılabilecek tutar ücretin %10’u ile sınırlı olacaktır.

3- Bireysel Emeklilik Katkı Payları ve Sigorta Primlerinin İndirim Konusu Yapılacağı Dönem:

Primin peşin ödenmesi veya taksit dönemlerinin bir aydan daha uzun süreleri kapsaması halinde, prim tutarı ilgili olduğu aylar dikkate alınarak ve ödenmiş olması şartıyla aylık olarak indirim konusu yapılmalıdır.  (Bireysel emeklilikte ücretin %10’unu veya şahıs sigorta priminde %5’ini geçmemek üzere)

Şahıs ve bireysel emeklilik sigorta primleri uygulaması olan işverenlerin işlemlerini yukarıdaki açıklamalar çercevesinde  gözden geçirmelerini önemle hatırlatırız.

SİPARİŞ FORMU VEYA SİPARİŞ MEKTUBUNUN DAMGA VERGİSİNE TABİ OLUP OLMADIĞI:

Günümüzde ticari hayat içinde, işletmeler “sipariş formu” veya “sipariş mektubu” adı altında düzenledikleri belgeleri imzalayıp kaşeledikten sonra satıcılara göndererek satın alacakları malları talep etmektedirler. Söz konusu formda malı satın alacak olanın bilgileri ile satın alınacak malın cinsi, miktarı, tutarına ve diğer özelliklerine yer verilmektedir. Sipariş formu veya sipariş mektubunun hangi hallerde damga vergisine tabi tutulması gerektiği aşağıda açıklanmıştır.

Bir  kağıdın  damga vergisinin konusuna girmesi için;

– Üzerinde imza veya imza yerine geçen bir işaretin bulunması,

– Herhangi bir hususu ispat veya belli etmesi,

– Damga Vergisi Kanunu’na ekli  (1) sayılı tabloda sayılan belgelerden olması gerekir.

(1) sayılı tabloda vergiye tabi kağıtların sadece isimleri sayılırken, Damga Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinde;

Bir kağıdın tabi olacağı verginin tayini için o kağıdın mahiyetine bakılır ve buna göre tabloda yazılı vergisi bulunur.

Kağıtların mahiyetlerinin tayininde, şekli kanunlarda belirtilmiş olanlarda kanunlardaki adlarına, belirtilmemiş olanlarda üzerlerindeki yazının tazammun ettiği hüküm ve manaya bakılır.

Mahiyeti tayin edilmek istenen kağıt üzerinde başka bir kağıda atıf yapılmışsa, atıf yapılan kağıdın hükümlerine nazaran iktisap ettiği mahiyete göre vergi alınır.”

Hükmüne yer verilmiştir.

Kanun hükmünden de anlaşılacağı üzere, bir kağıdın damga vergisini belirleyebilmek için öncelikli olarak kağıdın mahiyetine bakılır. Burada kağıdın üzerinde taşıdığı isim değil, kağıdın içerdiği anlam önem arz etmektedir.  

Sipariş formu veya sipariş mektubu adı ile düzenlenen bir kağıt, alıcı ve satıcının imzasını taşıyorsa, formda veya mektupta yazılı siparişe konu mallar için karşılıklı bir sözleşme düzenlenmiş demektir. Siparişe konu edilen malların bedeli üzerinden binde 8,25 oranında damga vergisi hesaplanarak ödenmesi gerekir. Damga vergisinin tamamının ödenmesinden alıcı ve satıcının her ikisi de sorumludur.

Sipariş formu veya sipariş mektubu sadece alıcı tarafından imzalanıp satıcıya gönderilmesi halinde, satıcı tarafından imzalanmadığı sürece damga vergisi doğmayacaktır.

BİLGİSAYAR PROGRAMLARINDA AMORTİSMAN UYGULANMASI:

İşletmelerin kullandıkları iş bilgisayarları için yaptırdıkları bilgisayar programlarının (software) iktisadi ve teknik ömrünün bir yıldan uzun sürmesi ve değerlerinin Vergi Usul Yasası’nın 313’üncü maddesinin son fıkrasında yazılı bulunan tutarı aşması halinde, bunların genel esaslara göre itfa edilmeleri bir başka anlatımla amortismana tabi tutulması gerekmektedir.

Bilgisayarları kullanabilmek için gerekli yazılımlar uygulamada iki gruba ayrılmaktadır;

1-) İşletim Sistemleri:

İşletim sistemleri bilgisayar kullanmak için zorunlu bir yazılımdır. Bu programlar olmadıkça bilgisayarı kullanmak mümkün değildir. Bu tür sistemler bilgisayarla birlikte satılmaktadırlar. Daha sonra yeni versiyonları ile değiştirilebilmektedirler. Böyle bir durumda bilgisayarla birlikte satın alınan programlar, bilgisayarın satın alma bedeline dahil olması nedeniyle bilgisayarla birlikte amortismana tabi tutulmalıdır.

2-) Programlar:

İşletmenin faaliyetine bağlı olarak, işletmelerde beklenen verimi ve hızlılığı sağlamak amacıyla özel olarak yaptırılan veya yapılmış programların alınması halinde bu programlar da gayri maddi hak kapsamında değerlendirilmeli, amortismana tabi tutulmalıdır.

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 2’nci maddesinde bilgisayar programları ve program sonucu doğması koşuluyla bunların hazırlık tasarımları fikir ve sanat eseri niteliğinde sayılmış, Gelir Vergisi Kanunu’nun 18’inci maddesinde de bilgisayar yazılımları eser olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle uygulama programlarının gayri maddi hak olarak amortismana tabi tutulması gerekmektedir.

Şerif ARI

Yeminli Mali Müşavir