English

KATMA DEĞER VERGİSİ GENEL UYGULAMA TEBLİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ (SERİ NO 18) İLE YAPILAN YENİ DÜZENLEMELER (V)

Sirküler No:2322

Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde; (I/B-6.1.) bölümünün ikinci paragrafında yapılan değişiklikle,

Müzayede mahallerinde yapılan satışlarda bu satışları yapanlar verginin mükellefi olduğu belirtilmiştir.

Tebliğin (I/C-1.1.1.) bölümünün birinci paragrafın yapılan değişiklikle; fazla veya yersiz hesaplanan ve Hazineye ödenen vergi, Maliye Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslara göre işlemi yapan mükellefe iade edilir. Şu kadar ki söz konusu iadenin yapılabilmesi için işlemle ilgili beyanların düzeltilmesi ve fazla veya yersiz hesaplanan verginin satıcı tarafından alıcıya geri verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Tebliğin (II/F-4.4.) bölümün sonuna eklenen paragraf ile;

Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda kantin olarak belirlenen alanların okul aile birlikleri tarafından kiraya verilmesi işlemleri KDV’den istisna edilmiştir. Bu kapsamda, Milli Eğitim Bakanlığı Okul-Aile Birliği Yönetmeliğine göre kantin olarak belirlenen alanların okul aile birlikleri tarafından kiraya verilmesi işlemleri KDV’den istisnaya tabi tutulmuştur.

Tebliğin (II/F-4.23.) bölümünün üçüncü paragrafının son cümlesi yürürlükten kaldırılarak aynı bölümün sonuna eklenen paragraf ile;

3065 sayılı Kanunun (17/4-k) maddesinde yer alan istisna kapsamındaki arsa teslimine, söz konusu arsa için organize sanayi bölgeleri tarafından yapılan ve parsel birim maliyeti içinde yer alan harcamalarında istisna kapsamına alınmıştır.

Tebliğin; (III/B-3.) bölümünün ikinci paragrafında yer alan “teslim ve hizmetin gerçekleştiği vergilendirme döneminde” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.

(III/B-3.1.3.4.) bölümünden sonra gelmek üzere eklenen bölüm ile;

İndirimli Orana Tabi İşlemin Gerçekleşmesinden Sonra Yapılan Alımlar ve İskontolar İndirimli orana tabi işlemin gerçekleşmesinden sonra, işlem ile ilgili olarak garanti, reklam, royalty, know-how, isim hakkı, ciro primi gibi harcamalar üzerinden KDV ödenebilmektedir. Ayrıca indirimli orana tabi işlemin gerçekleşmesinden sonra, satıcı tarafından yapılan iskontolar nedeniyle, alıcılar tarafından iskontoya dair düzenlenen faturada KDV hesaplanması gerekecektir.

Bu kapsamda, indirimli orana tabi işlemin gerçekleşmesinden sonra, işlemle ilgili olarak yapılan garanti, reklam, royalty, know-how, isim hakkı, ciro primi gibi harcamalar ve

iskontolar nedeniyle satıcılar tarafından yüklenilen KDV’nin, indirim hesaplarına dahil edildiği vergilendirme dönemine ilişkin iade hesabında dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.

Tebliğin (III/C-2.1.) bölümünde yer alan “(c)” bendinin sonuna eklenen paragraf ile;

213 sayılı Kanunun 315 inci maddesine göre Maliye Bakanlığınca belirlenen faydalı ömürlerini tamamladıktan sonra zayi olan veya istisna kapsamında teslim edilen amortismana tabi iktisadi kıymetlere (ATİK) ilişkin yüklenilen KDV ile faydalı ömrünü tamamlamadan zayi olan veya istisna kapsamında teslim edilen ATİK’lere ilişkin yüklenilen KDV’nin kullanılan süreye isabet eden kısmının indirim konusu yapılması mümkün olacaktır.

Tebliğin (III/C-2.1.) bölümünde yer alan “(ç)” bendi üçüncü ve yedinci paragrafında yapılan değişiklikle;

3065 sayılı Kanunun (30/d) maddesinde düzenleme yapılmıştır.

·        Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazançlara ilişkin;

·        Yurt dışından temin edilen hizmetler dolayısıyla sorumlu sıfatıyla ödenmiş KDV’ler,

·        İthalat işlemlerine ilişkin ödenmiş olan KDV’ler,

Yurt içindeki işlemlerde mal teslimi veya hizmet ifasında bulunan mükellefler tarafından ilgili vergilendirme döneminde beyan edilerek ödenen KDV’lerin indirim hesaplarından çıkarılmasına gerek bulunmamaktadır.

Tebliğin (IV/E-1.1.) bölümünün üçüncü paragrafından sonra gelmek üzere eklenen paragraf ile;

3065 sayılı Kanunun 36 ıncı maddesinin ikinci fıkrasında Bakanlığımızın; mükellefiyet süresi, çalışan sayısı, aktif ve öz sermaye büyüklüğü, ödenen vergi tutarı, vergisel ödevlerin zamanında yerine getirilip getirilmediği, sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme veya kullanma yönünde olumsuz rapor ya da tespit bulunup bulunmadığı gibi kriterleri esas alarak mükelleflerin vergisel uyum seviyeleri ve bu uyum seviyelerine göre farklı iade yöntemleri tespit etmeye, iade alacağının mahsup edileceği vergi borçları ile iadeye ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğu belirtilmiştir..

Tebliğin (IV/E-5.) bölümünün birinci paragrafından sonra gelmek üzere eklenen paragraf ile;

Öte yandan, aynı Kanunun 370’inci maddesinde, vergi incelemesine başlanılmadan veya takdir komisyonuna sevk edilmeden önce verginin ziyaa uğradığına delalet eden emareler bulunduğuna dair yetkili merciler tarafından yapılmış ön tespitler hakkında tespit tarihine kadar ihbarda bulunulmamış olması kaydıyla mükelleflerin izaha davet edilebileceği belirtilmiştir.

Yapılan izahın izaha davet komisyonlarınca yeterli bulunmaması ve mükellef tarafından Vergi Usul Kanununun 370 inci maddesinde öngörülen işlemlerin gerçekleştirilmemesi durumunda incelemeye veya takdire sevk işlemleri yapılan mükellefler de aynı şekilde özel esaslara alınması gerekecektir.

Yürürlülük tarihi 05/06/2018 dir.

Bilgilerinize sunarız.

Ş.A. Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş.

PDF olarak görüntülemek için tıklayınız.